Röportaj


Canavarı Öldüren Güzellik, Bizi Yaşatır Mı?

Dermatolog Uzman Dr. Özlem Karadağ Köse ile Söyleşi

King Kong’un son sahnesini hatırlar mısınız? Empire State Binası'nın tepesinde uçaklardan atılan ateş sonucu yaralanan dev goril, aşık olduğu sarışın güzel kadının gözlerinin önünde yavaş yavaş ölür. Filmin kahramanlarından Carl Denham ise şu sözlerle filmi bitirir: “O'nu uçaklar değil, Canavarı güzellik öldürdü.”

Güzellik kavramının en iyi anlatıldığı cümlelerden birisidir bu sahne. Dünya, silahlanmadan çok güzelleşmeye para harcarken ve her dönem kendi güzellik ikonlarını yaratırken, sıradan insanlar bile filtreler sayesinde inanılmaz güzel bir şekilde sosyal medyalarda salınırken, güzellik kavramına değinmek istedim bu hafta. Bu vesileyle, kendi dalında yaptığı başarılı çalışmalarla adından söz ettiren, Dermatolog Özlem Karadağ Köse ile hem manzarası hem de menüleriyle en nezih mekanlarından olan Tomur’da bir araya geldik.

Sade makyajı, pırıl pırıl cildi ve yüzüne yayılan gülümsemesiyle güzelliğin doğallıktan geldiğinin sinyalini veren Özlem Hanım ile sohbetimiz oldukça güzel geçti.

Özlem Hanım nerelisiniz? Kısaca kendinizi anlatır mısınız?

1980 Ankara doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve liseyi Ankara’da okudum. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. 6 yılın sonunda uzmanlık sınavında tercihlerimin tümünde dermatoloji uzmanlığını seçtim ve sınav sonucunda Başkent Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalına Araştırma Görevlisi olarak 2004 yılında başladım. Şu anda Ordu Medicalpark Hastanesi’nde görev yapıyorum. Aynı zamanda, İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalında da Yardımcı Doçentim. İki çocuğum var ve evliyim.

Kaç yıldır Medicalpark Hastanesi’nde hizmet veriyorsunuz?

5 yıldır Ordu Medicalpark Hastanesi’nde hizmet veriyorum.

Özlem Hanım Türk insanın cilt yapısı giderek hassaslaşıyor mu? Yani sizin deyiminizle Atopik Dermatit mi olduk?

Yapılan çalışmalarda Atopik Dermatitin görülme sıklığında son 10 yılda artış olduğu saptanmış. Sebebinin modern yaşam koşulları olduğu düşünülüyor. Gelişmiş ülkelerde, atopik dermatit görülme sıklığı gelişmekte olan ülkelere göre daha fazla. Sebebini açıklayan görüşlerden bir tanesi hijyen hipotezi. Bebeklik döneminde çok steril ve hijyenik yetiştirdiğimiz çocuklarımız daha az antijenle karşılaşıyor ve bağışıklık sisteminin yeterince gelişemediği düşünülüyor.

Dermokozmetik ürünlerin kullanımı giderek daha artıyor. Bu ürünlerin diğer kozmetiklere göre farkı nedir?

Dermokozmetikler, cilt sağlığı için etkinlikleri nispeten klinik ve laboratuar testleri ile kanıtlanmış, çoğunlukla eczanelerde satılan ve diğer kozmetik ürünlere göre daha sağlıklı olan ürünler. Fakat bunların içinde de etken maddeler olduğu ve yan etkileri de gelişebileceği için, yine de kontrol altında kullanmalarında fayda var. Bu nedenle kozmetik ürünleri eczaneden almak daha akıllıca. Akneli-yağlı, kuru ve hassas gibi farklı cilt tipleri için çok çeşitli, tedaviyi destekleyici ürünler var. Yüzünüze iyi gelen ürünü dermatoloğunuzla belirleyip ona göre seçimlerinizi yapmalısınız. Makyaj malzemesi olarak da doğal ürünlerden oluşan mineral makyaj ürünlerini kullanmanızı tavsiye ederim. Mineral makyaj ürünleri doğal pigmentlerden üretiliyor, çoğu güneş koruyucu içeriyor, kapatıcılık özellikleri yüksek ve komedon yapmıyorlar. Bu ürünleri de eczanelerden temin edebilirsiniz. Dermokozmetik ürünlerin üzerinde son tüketim tarihlerine ek olarak açılmış bir kapak resmi ve açıldıktan sonra kaç ay süreyle kullanılabileceği yazılı, buna da dikkat etmek gerekiyor.

Güzelleşmek isteyenler için birçok uygulama yapıyorsunuz en revaçta olan uygulamanız nedir?

Yaptığım kozmetik uygulamalar içinde botoks son yılların en revaçta olanı. Botoksun etki süresi 5-6 ay geçerli oluyor, fakat sigara içenlerde bu süre kısalıyor. Kaz ayakları, alın ve kaş arası çizgilerinin giderilmesi, burun ucunun kaldırılması, boyundaki çizgilerin azaltılması ve aşırı terleme tedavisi gibi uygulamalar da oldukça başarılı. Diğer bir uygulamamız ise dolguyla dudaklarda dolgun ve çekici görünüm elde edilmesi. Ayrıca hiyaluronik asit içeren dolgu uygulamaları ile ameliyatsız burun estetiği ve sigara çizgilerinin düzeltilmesi de mümkün. Botoks ve dolgu uygulamalarını sıklıkla kombine olarak da uyguluyoruz.

Peki yerçekimine karşı koyamayan ve yaş aldıkça artan sarkmalar için ne gibi uygulamalarınız var?

Yanaklarımızda iki farklı yağ tabakası var. Yaşımız ilerledikçe bu yağ tabakalarının hacmi azalıyor. Yaşa bağlı olarak cildimizin elastikiyeti ve nemi de azalıyor. Sonuç olarak yüzde sarkma oluşuyor. Yıllar içinde kemikler de şekil değiştiriyor tabi. Hiyaluronik asit içeren dolgular ile yanakların dolgunlaştırılması, elmacık kemiklerinin belirginleştirilmesi, nazolabial bölge dediğimiz burun kenarları ile ağız köşelerini birleştiren çizgilerin ortadan kaldırılması, çene hattının düzeltilmesi bu sarkma problemi için en sık uyguladığımız yöntemler. Zaten yanaklar doldurulduğu zaman yüzünüz toparlanmış oluyor. DMAE, hiyaluronik asit (gençlik aşısı) ve somon DNA’sı içeren mezoterapi ürünleri de cildi sıkılaştırmak ve anti-aging (gençleştirmek) için kullanıyoruz. İple yüz germe (örümcek ağı yöntemi) gibi yöntemlerle de cildimizdeki sarkmaları düzeltebiliyoruz. Başta fokuslu ultrason cihazı olmak üzere çok sayıda yeni cihazla da ciltte sıkılaşma elde etmek mümkün.

Peki, bu tür uygulamaları bayanlar mı daha çok istiyor erkekler mi?

Her ikisi de aslında ama sayısal olarak kadınlar yine de çoğunlukta. Kadınlar kadar, erkekler de oldukça cilt bakımına düşkün.

Saç güzelliğin tamamlayıcı unsuru. Saçlar için neler uyguluyorsunuz?

Hasta ilk geldiğinde önce saç dökülmesi tipinin ne olduğunu belirliyoruz. Saç dökülmesinin tipine bakarak, dermatoskopik bulguların da yardımıyla genetik bir dökülme mi, telogen dediğimiz altta yatan bir kansızlık, vitamin eksikliği, tiroid hastalığı veya kilo kaybı gibi bir neden mi, saçkıran mı yoksa skatrisyel dediğimiz kalıcı bir saç dökülmesi mi mevcut? Önce tanıyı koyup sonra tedaviye başlıyoruz. Tıbbi tedavi yanında çoğu kez PRP (Plateletten zengin plazma) ve mezoterapi işlemleri uyguluyoruz. PRP işlemini ben genelde önce 3 seans 2 haftalık aralıklarla uygulayıp sonrasında mezoterapi ile devam ediyorum. Mezoterapi ve PRP’yi ardışık olarak uygulayanlar da var. Bu yöntemler oldukça başarılı ve hasta memnuniyeti yüksek. Erkeklerin yüzde 80’inde farklı derecede genetik dökülme mevcut. Hastanemizde plastik cerrahi işbirliğiyle saç ekimi ile de kozmetik olarak kalıcı ve yüz güldürücü sonuçlar elde ediyoruz.

Kaş için ne tür uygulamalar yapıyorsunuz?

Kaşlarda aynı saçlar gibi aslında. Saç için geçerli olan tüm dökülme tipleri kaşlarda da görülebiliyor. Kaşların çoğaltılması için de yapılabilecek birçok tedavi yöntemi var.

Saç boyası olarak neler öneriyorsunuz?

Doğal renkler tercih etmelisiniz. Saçınızı açmak için kullanılan kimyasallar saçın yıpranmasını ve kopmasını artıyor. Bu nedenle çok açık renkleri tercih ettiğimizde saç dökülmesi açısından da çok dikkatli olmak gerekiyor

Son olarak, birçok uzmandan güneş kremi kullanımı ile ilgili uyarılar geliyor. Siz bu konuda ne söylemek istersiniz?

Ben 12 yıldır her gün yaz kış demeden güneş kremi kullanıyorum. Güneş kreminin sadece yazın değil kışın kullanılmasını da tavsiye ediyorum. Özellikle yazın öğle saatlerinde dışarı çıkılmamalı, güneş kremi bile o güneş ışınlarına çare etmiyor. Güneş koruyucuların etkinliği yüzde 100 değil bu nedenle diğer koruyucu önlemler olan güneş gözlüğü, şapka, koruyucu giysiler, UV filtreli şemsiyeleri de kullanmak gerekiyor. Güneş koruyucuların su ve terden dolayı etkisi azalıyor, gün boyunca da 3-4 saatte bir tekrarlamak lazım. 

Mekan: Tomur/ORDU

Paylaş