Röportaj


Geçip Giden Günleri Yaşar Çolak’ın Evinde Bulduk

Ordulu Yaşar Çolak, bir koleksiyoner. 12 Yaşında başlayan koleksiyon tutkusunu 45 yıldır devam ettiriyor. Geçtiğimiz günlerde evine konuk olduğumuz Yaşar Çolak ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Ordulu Yaşar Çolak, bir koleksiyoner. 12 Yaşında başlayan koleksiyon tutkusunu 45 yıldır devam ettiriyor. Daha önce iş yerinde biriktirip sergilediği parçalarını emekli olduktan sonra Akyazı Mahallesindeki evinin üst katında sergilemeye devam ediyor. Yaşar Bey, her biri farklı anı ve tarih kokan koleksiyon parçaları özenle temizleyerek bakımlarını yaparak günlerini geçiriyor.

Yaşar Çolak’ta bu hobi derin bir tutkuya dönüşmüş. Kendisiyle yaptığımız söyleşide ve koleksiyonun en küçük parçasına bile gösterdiği özende bu duyguyu çok daha iyi anlıyoruz.

Yaşar Bey koleksiyon tutkunuz ne zaman başladı?

12 Yaşında pul koleksiyonu yapmaya başladım. O kadar geniş bir koleksiyonum olmuştu ki bir süre sonra inanın baş edemedim. Daha sonra kendimce değerli olan ne varsa biriktirmeye başladım. Diyelim ki sizin büyük babanızdan kalan bir daktilo, bir başka kişinin atmak istediği bakır bir kap. Çeşitli kitaplar, dergiler, plakçalarlar, paralar, fotoğraf makineleri, saatler derken bir koleksiyoner oldum.

Bu eşyaları toplarken neler hissediyorsunuz?

Öncelikle her birinin anısı ve hatırası olan şeyler benim biriktirdiklerim. Birçoklarının 20 Lira bile ödemeyeceği birçok eşya benim için paha biçilmez bir parçadır. Ben o eşyaları toplarken, yaşanmışlıkları ve hatıraları da biriktiriyorum aslında. Bu nedenle benim için çok değerlidir burada bulunanlar. Kesinlikle satmayı düşünmem, düşünemem.

Peki, bu parçalar için evinizin üst katını ayırmışsınız. Ancak bir süre sonra burası da size yetmeyecek. Ne yapmayı düşünüyorsunuz?

İnanın en çok düşündüğüm şey de bu. Ben ölürsem bu eşyalara ne olacak diye epey üzülüyorum. Bu nedenle evimin bu katını halka açık bir hale getirmeyi planladım. Merak edenler, böyle şeylerin meraklısı olanlar, dileyen istediği gibi ziyaret edebilsin istiyorum. Bununla ilgili de bir çalışma içindeyim.

Peki, en çok değer verip ayrı bir yerde tuttuğunuz bir koleksiyon parçanız var mı?

Ordu’nun en eski kuruluşlarından olan Soya Fabrikasının adı 1960’lı yıllarda Sümerbank Yağ Fabrikası olarak geçiyormuş. Sümerbank Yağ Fabrikasını 1966 Yılında dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ziyaret etmiş. Cevdet Sunay’ın fabrikaya gelişi anısında özel tenekelerde yağlar imal edilmiş. İşte o yağ tenekelerinden iki tanesi şu an koleksiyonumda bulunuyor. Bana göre her bir parçanın önemi var ama bu yağ tenekeleri ayrıca bir öneme ve hatıraya sahip bence.

Ülkemizde sizin gibi birçok koleksiyoner bulunuyor. Sizi de bu işin tutkunları buluyorlardır mutlaka değil mi?

Bu tutkum sizin gibi gazeteciler tarafından daha önce de haber yapılmıştı. İstanbul’dan ve çeşitli şehirlerden hatta yurt dışından bile duyup gelip gören oluyor tabii. Birçoğu bazı eşyaları satın almak istiyor. Ancak ben hiçbir parçayı satmıyorum. Çünkü bu benim en büyük tutkum.

Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünün sizden ve koleksiyonlarınızdan mutlaka haberleri vardır. Bu parçaları bir müze de değerlendirmeyi teklif etmediler mi size?

Evet, hem Valiliğimiz hem de Kültür Müdürlüğümüz oldukça ilgileniyor biriktirdiklerimle. Hatta buraya kadar gelip ziyarette ettiler. Ben istiyorum ki bu eserler müze de sergilenecekse herkesin kolaylıkla ulaşabileceği bir mevkii de olsun. Ben ömrüm yettiği müddetçe koleksiyonumu meraklılarıyla paylaşacağım. Ve hatırası olan her şeyi biriktirmeye devam edeceğim. 

Paylaş