Röportaj


Ressam Türkay Uzunlar

"Her Bir Çizgimde Oğlum Var"

Bir anne olarak gerçekleştirdiğim en duygusal röportajlardan biri oldu bu söyleşi. 21 Yaşında hayatının baharında kaybettiği oğlunun ardından resime başlayan ve yaşadığı acıyı bambaşka bir şekilde tablolara yansıtan bir anneyle “Türkay Uzunlar” ile birlikteyim bugün.

Birçoğumuzun acı çekme ya da acıyla baş etme yöntemi farklıdır. Ancak insanoğlunu olgunlaştıran yaşadığı acılar ve bu acılarla baş etme yöntemidir. “Oğlumun Anısına” isimli sergisindeki tabloları incelerken her bir fırça darbesinde yaşadığı acıyı ve sabrını hissedebildiğim Türkay Hanımı tanımanızı istiyorum. Çünkü O’nu farklı kılan en önemli özelliği granür kahveden yaptığı eşsiz tablolar.

Türkay Hanım bize kendinizden bahsedebilir misiniz?

Aslen Orduluyum , Ankara’da yaşıyorum. 3 Çocuk annesiyim. Oğlumu kaybettikten sonra resim yapmaya başladım. Çeşitli şehirlerde sergiler açtım.

Oğlunuzu bir kazada mı kaybettiniz?

Oğlum akrobasi pilotuydu. 2011 yılının mayıs ayında brövesini almıştı. Türk Hava Kurumu’nun Eskişehir’deki Eğitim Merkezinde eğitim uçuşu yaparken yan rüzgar alan planörün düşmesi sonucunda oğlumu kaybettim. Bana bu haber bir kaza oldu diye verildi. Trafik kazası geçirdiğini düşündüm. Aklıma hiç uçuş yaparken bir kaza geçireceği gelmedi. Çünkü hem çok iyi bir pilottu hem de uçmayı çok seviyordu. Aniden gelişen böylesi bir acının ardından kendimi eve kapattım. Arkadaşlarım bu süreçte beni hiç yalnız bırakmadılar. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle ile resim kursuna başladım. O güne kadar elime bir fırça bile almamıştım. İlk yağlı boya ile başladım. Zamanla resim yapmanın adeta bana bir terapi gibi geldiğini anladım. Her bir fırça darbesi beni bambaşka bir dünyaya götürüyordu. Resim yapmaya bu şekilde başladım ve bağlandım.

Resim kursunuzu nereden aldınız?

Ankara’da bulunan Ankara Çağdaş Eğitim Vakfı (ANAÇEV) nda başladım. 1 Yıl buraya devam ettikten sonra Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin açtığı kurslara devam ettim. Ayşe Serim hocamla tanıştım. Gravür Kahve ile yapılan resim tekniğini de, noktalama çizgi yöntemiyle yaptığım çalışmaları da ondan öğrendim.

Türkay Hanım bir çok resim sergisini dolaşan bir kişi olarak sizin tekniğiniz ve çalışmalarınız gerçekten çok farklı?

Tarama ve noktalama tekniği bir yağlı boya gibi değil. Evde çalışıyorum hatta günde 18 saat çalıştığımı söyleyebilirim. Burada gördüğünüz tablolar haftada bir gün çalışmakla bitecek eserler değildir. Tablolarım yavaş yavaş ortaya çıkıp birikmeye başlayınca hocam artık bu tabloların sergilenme zamanının geldiğini söyledi. Tablolarım granür kahve ile yapıldığı için İzmir’de düzenlenen kahve festivaline davet edildim ve ilk sergimi de İzmir’de açtım. Daha sonra Ankara’da açtım. Üçüncü sergim ise Ordu’da oldu.

Granür kahve ile yapılan resimleri ilk defa görüyorum. Meraklıları için bu tekniği biraz anlatabilir misiniz?

İngiltere’de bir ressamın bulduğu bu yöntem başlangıçta gölgelendirmeler için kullanılıyormuş. Zamanla geliştirilmiş. Çalışmalarımı tuval üzerine değil özel bir karton üzerine gerçekleştiriyorum. Bazı resimlerimde renklendirmek için guaj ve yağlı boya kullanıyorum. Resimler bittikten sonra mat cam altında çerçeveye alınarak koruma altına alıyorum.

Çalıştığınız bu teknik gerçekten çok özel. Bu konuda bir eğitim vermeyi düşünüyor musunuz?

Aslında isteyenlere öğretmeyi ve eğitim vermeyi gerçekten çok isterim. Sergilerimi gezen ve resme ilgi duyan herkes bu teknikten etkileniyor. Ben de kendimi 

geliştirmeye çalışıyorum.

Son olarak siz daha önce eline hiç fırça almamış biri olarak elinizden çıkan bu harika eserlere şaşırıyor musunuz?

Hem de nasıl. Hatta bazen bir önceki yıl yaptığım resimlere bunu nasıl sabırla tarayıp yapmışım diye kendime şaşırıyorum. Sonra sabrımı şöyle ölçüyorum. Ben bir evlat kaybettim. Allah’ın bana verdiği sabırla tüm bu eserler ortaya çıkıyor ve üretebiliyorum. Yaptığım her bir resmin noktasında ve çizgisinde benim yavrum var. Oğlumla her zaman gurur duydum. Oğlumun yaptığım bu eserleri gördüğüne ve hissettiğine inanıyorum. İşte o zaman kendimle de gurur duyuyorum.

Paylaş